Pasinler eğitiminde üç dönem: Gayret, kayıp yıllar ve yeni bir sınav

◷ 9 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi
Pasinler eğitiminde üç dönem: Gayret, kayıp yıllar ve yeni bir sınav Pasinler'in yakın dönem eğitim tarihine baktığımızda karşımıza yalnızca üç İlçe Millî Eğitim Müdürü çıkmıyor…
REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Pasinler eğitiminde üç dönem: Gayret, kayıp yıllar ve yeni bir sınav
Pasinler'in yakın dönem eğitim tarihine baktığımızda karşımıza yalnızca üç İlçe Millî Eğitim Müdürü çıkmıyor. Karşımıza üç farklı yönetim anlayışı, üç farklı iz ve üç farklı hikâye çıkıyor: Kenan Kaya. Recai Akçıl. Hakan Çınar. Aynı makamdan geçen bu üç ismi değerlendirirken ölçümüz kişisel yakınlıklar, siyasi ilişkiler veya protokol fotoğrafları olmamalıdır. Ölçümüz çok daha basit olmalıdır: Pasinler'in çocuklarına ne bıraktınız? Çünkü eğitimde makamlar geçici, kaybedilen yıllar ise geri getirilemez.
Kenan Kaya: Modern eğitimin hızına yetişmeye çalışan idealist bir yönetici
Kenan Kaya dönemini değerlendirirken önce hakkını teslim etmek gerekiyor. Her şeyi başarmış, bütün sorunları çözmüş kusursuz bir dönemden söz etmiyoruz. Zaten eğitim gibi devasa bir alanda böyle bir iddia gerçekçi olmaz. Fakat Kenan Kaya döneminde göz ardı edilemeyecek bir şey vardı: Gayret. Değişen dünyanın ve modern eğitimin hızına yetişmeye çalışan bir yönetim anlayışı vardı. Akademik başarının yanında öğrencinin sosyal, kültürel ve sportif gelişimini önemsemeye çalışan; öğretmeni yalnızca verilen talimatların uygulayıcısı değil, eğitimin asli unsuru olarak gören bir yaklaşım vardı. Kenan Kaya'nın yönetim anlayışında bize göre en kıymetli taraflardan biri de insan unsuruydu. İnsanlara bir şeyler vermeye çalışan, eğitim yoluyla topluma fayda sağlamayı önemseyen, diğerkâm ve idealist bir eğitim yöneticisi profili çiziyordu. Eksikleri vardı. Yanlışları mutlaka olmuştur. Ama makamın arkasına saklanıp günü tamamlamak yerine bir şeyler yapmaya çalışan bir yönetici vardı. Aradaki fark tam da budur.
Peki Pasinler bu değerin kıymetini bildi mi?
Kenan Kaya dönemi söz konusu olduğunda asıl tartışılması gereken meselelerden biri budur. Küçük ilçelerde bazen eğitim yalnızca eğitim değildir. Yerel güç dengeleri vardır. Kişisel hesaplar vardır. Makamların egoları vardır. İdealizmle mevcut düzenin konforu zaman zaman karşı karşıya gelir. Kenan Kaya'nın Pasinler'deki görevinin sona ermesinin arkasında hangi idari nedenlerin bulunduğunu belgeler olmadan kesin hükme bağlamak doğru değildir. Ancak şu soruyu sormak hakkımızdır: Pasinler, eğitim adına bir şeyler yapmaya çalışan idealist bir yöneticisini koruyabildi mi? Yoksa yerel güç ilişkilerinin içerisinde yalnız mı bıraktı? Bugün bu soruyu daha anlamlı kılan önemli bir gelişme var. Kenan Kaya eğitim yöneticiliğinden kopmadı. Sistem içerisinde yoluna devam etti. Ve bugün Ardahan İl Millî Eğitim Müdürü olarak bir ilin eğitim yönetiminin sorumluluğunu taşıyor. Pasinler'de İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü yapan bir eğitimci bugün İl Millî Eğitim Müdürü. Bu atamayı geçmişte yaşanan her tartışmanın doğrulanması olarak sunamayız. Ancak ortaya çıkan mesleki tablo da ortadadır. Kenan Kaya'ya bugün bir ilin eğitimi emanet edilmiştir. Belki Pasinler'in yıllar sonra kendisine sorması gereken soru şudur: Biz elimizdeki değerin kıymetini zamanında bilebildik mi?
Sonra Recai Akçıl dönemi başladı
Kenan Kaya'nın ardından Pasinler eğitim yönetiminin başına Recai Akçıl geldi. Ve bize göre Pasinler eğitim tarihinin en ciddi biçimde sorgulanması gereken dönemlerinden biri başladı. Çünkü bir yöneticiyi değerlendirmek için uzun nutuklara gerek yoktur. Sonuçlara bakarsınız. Bugün Recai Akçıl dönemine dönüp baktığımızda soruyoruz: Pasinler eğitimine ne bıraktı? Hangi büyük eğitim hamlesi onun adıyla anılıyor? Hangi kalıcı proje? Hangi akademik sıçrama? Hangi sistem? Hangi yenilik? Hangi uygulama bugün hâlâ yaşamaya devam ediyor? Pasinler'i Erzurum eğitiminde yukarı taşıyan hangi ölçülebilir sonuç o dönemin hanesine yazılabiliyor? Varsa açıklansın. Ortaya konulsun. Rakamlarıyla gösterilsin. Biz de hakkını teslim edelim. Ancak bunların yerine yalnızca makamda geçirilen bir süre varsa, o süreyi başarılı bir eğitim yönetimi diye anlatamayız.
Pasinler eğitiminde silik bir ara dönem
Bizim değerlendirmemiz açıktır: Recai Akçıl dönemi, Pasinler'in yakın eğitim tarihinde güçlü bir atılım dönemi olarak iz bırakamamıştır. Bu, kişisel bir mesele değildir. Bir eğitim yöneticisinin görevi yalnızca koltuğu doldurmak değildir. Evrak imzalamak eğitim liderliği değildir. Toplantı yapmak eğitim hamlesi değildir. Protokol programlarına katılmak akademik başarı değildir. Üst makamlarla sorun yaşamadan görev süresini tamamlamak da tek başına başarılı yöneticilik değildir. İlçe Millî Eğitim Müdürü dediğiniz kişi hedef koymalıdır. İnisiyatif almalıdır. Öğretmeni harekete geçirmelidir. Başarısızlığın üzerine gitmelidir. İlçesinin eğitim sorunlarını gerektiğinde rahatsız edici derecede yüksek sesle dile getirebilmelidir. Ve her şeyden önemlisi: Kendi kurumsal iradesini ortaya koyabilmelidir. Recai Akçıl dönemine ilişkin bizim en ağır eleştirimiz tam olarak budur. Pasinler eğitimine kendi rengini veren, kendi hedefini koyan ve arkasında güçlü bir kurumsal miras bırakan bir eğitim yönetimi göremiyoruz.
Suya sabuna dokunmadan eğitim yönetilemez
Eğitim yöneticiliğinde herkesi memnun etmek mümkün değildir. Zaten hedefiniz herkesi memnun etmekse büyük ihtimalle eğitim yönetmiyorsunuzdur. Çünkü bazen başarısız okul müdürüne hesap sormanız gerekir. Bazen öğretmenin hakkını savunmanız gerekir. Bazen yanlış bir uygulamaya itiraz etmeniz gerekir. Bazen üst makamlara ilçenin gerçeklerini açıkça anlatmanız gerekir. Bazen de çocukların menfaati için risk almanız gerekir. Suya sabuna dokunmadan büyük eğitim başarısı üretilemez. Bu nedenle bir İlçe Millî Eğitim Müdürünün başarısını “kimseyle problem yaşamadı” cümlesiyle ölçmek, eğitim yöneticiliğinin ruhunu anlamamaktır. Asıl soru şudur: Pasinler için neyin mücadelesini verdi?
İki müdür, iki farklı kariyer tablosu
Bugün Kenan Kaya ile Recai Akçıl'ın Pasinler sonrasındaki mesleki konumlarına baktığımızda dikkat çekici bir tablo görüyoruz. Kenan Kaya bugün Ardahan İl Millî Eğitim Müdürü olarak aktif biçimde bir ilin eğitim yönetimini üstlenmektedir. Recai Akçıl ise Pasinler İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün ardından Erzurum İl Millî Eğitim Müdürlüğünde eğitim uzmanı olarak görev yapmaktadır. Eğitim uzmanlığı elbette devlet teşkilatı içerisinde saygın bir görevdir. Hiçbir kamu görevini küçümsemek doğru değildir. Ancak bir gerçeği de kelimelerin arkasına saklayamayız: İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü doğrudan yönetim, karar ve temsil makamıdır; eğitim uzmanlığı aynı ölçekte aktif yöneticilik makamı değildir. Dolayısıyla ortaya çıkan iki kariyer çizgisi birbirinden belirgin biçimde farklıdır. Bir tarafta Pasinler'den sonra eğitim yönetimindeki sorumluluğu büyüyerek İl Millî Eğitim Müdürlüğüne ulaşan Kenan Kaya... Diğer tarafta İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünden sonra aktif yöneticilik makamında değil, İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesinde eğitim uzmanı olarak görev yapan Recai Akçıl... Bunun neden böyle olduğunu bilmeden “cezalandırıldı” veya “kızağa alındı” diye resmî bir hüküm kurmak doğru değildir. Fakat sonuç ortadadır. Kariyer yolları ayrılmıştır. Bundan sonrasının değerlendirmesini kamuoyu yapacaktır.
Ve Recai Akçıl'dan kalan bayrağı Hakan Çınar aldı
Bugün Pasinler eğitiminin sorumluluğu Hakan Çınar'ın omuzlarında. Hakan Çınar'ın önündeki en büyük tehlike ise kendisinden önceki silik dönemin devamı olarak anılmaktır. Çünkü bir makamı teslim almak yetmez. Bayrağı nereye dikeceğinizi de bilmeniz gerekir. Bugün Hakan Çınar yönetimine baktığımızda bizim görmek istediğimiz kadar açık bir hedef henüz ortada değildir. Pasinler eğitimde nereye gidiyor? LGS hedefimiz nedir? YKS'de neyi amaçlıyoruz? Başarısı düşük okullar için hangi somut program uygulanıyor? Başarılı öğretmen nasıl destekleniyor? Köydeki çocuğun eğitim fırsatları nasıl artırılıyor? Bilim, teknoloji, yabancı dil, kültür, sanat ve sporda hedefimiz nedir? Pasinler'i Erzurum'un eğitimde örnek ilçelerinden biri yapmak için ortaya konulan özgün model nedir? Bir İlçe Millî Eğitim Müdürlüğünün bunlara açık cevapları olmalıdır.
Siyasilerle iyi geçinmek eğitim başarısı değildir
Hakan Çınar'a yönelik eleştirimizin en önemli taraflarından biri de burada ortaya çıkıyor. Devlet yöneticisi elbette siyasilerle görüşür. Kaymakamla çalışır. Belediyeyle iş birliği yapar. Milletvekilleriyle temas kurar. Bunların hepsi normaldir. Fakat bir İlçe Millî Eğitim Müdürünün başarısı siyasilerle ne kadar iyi geçindiğiyle ölçülemez. Ölçü çocuklardır. Ölçü öğretmendir. Ölçü okuldur. Ölçü ortaya çıkan sonuçtur. Bir eğitim yöneticisinin zihninde “Bu karar siyasi geleceğimi nasıl etkiler?” sorusu değil, “Bu karar Pasinler'in çocuklarının geleceğini nasıl etkiler?” sorusu bulunmalıdır. Hakan Çınar'ın da yönetim anlayışını bu ölçünün üzerinde yükseltmesini bekliyoruz.
Kendi ikbalinden önce çocukların ikbali
Buradan Hakan Çınar'a açık bir çağrımız var. Kişisel konforunuzu Pasinler eğitiminin önüne koymayın. Siyasi ilişkilerinizi çocukların geleceğinin önüne koymayın. Bugünün makam hesabını yarının Türkiye'sinin önüne koymayın. Çocukların ikbalini kendi ikbalinizden daha önemli görün. Çünkü makam bugün vardır, yarın yoktur. Siyasi ilişkiler bugün güçlüdür, yarın değişir. Protokol fotoğrafları birkaç yıl sonra unutulur. Ama kötü eğitim nedeniyle fırsatını kaybeden bir çocuğun hayatındaki eksikliği hiçbir makam geri getiremez.
Yarın okullar açılıyor
Yeni eğitim öğretim yılı başlıyor. Bu nedenle bugün eleştirirken kapıyı da kapatmıyoruz. Tam tersine Hakan Çınar'ın önünde önemli bir fırsat olduğunu söylüyoruz. Yeni bir yıl başlıyor. Yeni hedefler koymak için fırsat. Başarısızlıkları açıkça görmek için fırsat. Öğretmeni yeniden motive etmek için fırsat. Çocukların önünü açmak için fırsat. Pasinler'in eğitim rotasını yeniden çizmek için fırsat. Ve bu fırsat değerlendirilirse en çok biz mutlu oluruz.
Seneye aynı tarihte yeniden bakacağız
Bugün bu satırları yazıyoruz. Bir yıl sonra tekrar bakacağız. Ama gelecek yıl eleştiri yazmak istemiyoruz. Başarı yazmak istiyoruz. Pasinler'in LGS başarısının yükseldiğini yazmak istiyoruz. Türkiye derecelerini yazmak istiyoruz. Bursluluk sınavlarında çoğalan başarıları yazmak istiyoruz. TÜBİTAK ve TEKNOFEST'te çocuklarımızı yazmak istiyoruz. Köy okullarındaki dönüşümü yazmak istiyoruz. Üreten öğretmenleri, proje geliştiren okulları ve kendine güvenen çocukları yazmak istiyoruz. Ve Hakan Çınar hakkında açıkça şunu yazmak istiyoruz: “Geçen yıl eleştirmiştik. Bugün hakkını teslim ediyoruz. Hakan Çınar ve ekibi Pasinler eğitiminde elle tutulur, gözle görülür bir başarı ortaya koydu.” Bunu yazmak bizim için yenilgi değil, mutluluk olur. Çünkü meselemiz hiçbir zaman kişiler olmadı.
Üç müdür, tek ölçü
Kenan Kaya... Recai Akçıl... Hakan Çınar... Üçünü de aynı terazide tartmak zorundayız. O terazinin bir kefesinde makamlar, protokol, siyasi ilişkiler ve kişisel kariyerler bulunmamalıdır. Terazide tek şey bulunmalıdır: Pasinler'in çocukları. Kenan Kaya'yı bugün Ardahan İl Millî Eğitim Müdürlüğüne taşıyan mesleki yolculuğu ve Pasinler'de ortaya koymaya çalıştığı eğitim gayretiyle hatırlıyoruz. Recai Akçıl dönemini ise Pasinler eğitiminde bıraktığı kalıcı ve ölçülebilir mirasın ne olduğu sorusuyla karşı karşıya bırakıyoruz. Bugün aktif yöneticilik makamından ziyade eğitim uzmanlığı görevinde bulunması da Pasinler sonrasındaki kariyer tablosunun bir parçasıdır. Hakan Çınar'ın hikâyesinin son cümlesi ise henüz yazılmadı. Kalem hâlâ onun elinde.
Son söz
Makamlar gelip geçer. Bugün müdür olan yarın başka bir görevdedir. Bugün güçlü görünen yerel aktörler yarın hatırlanmayabilir. Fakat eğitimde yapılan iyilik de yapılan hata da yıllarca yaşamaya devam eder. Çünkü konu çocuksa kaybedilen zamanın telafisi yoktur. Pasinler artık günü kurtaran eğitim yönetimi değil, geleceği kuran eğitim yönetimi istemelidir. İdealist yöneticisinin kıymetini bilmeli. Silik dönemleri sorgulamaktan korkmamalı. Görevdeki yöneticisinden de açık hedef ve hesap sorulabilir sonuç istemelidir. Çünkü bu makamların gerçek sahibi ne müdürlerdir ne siyasiler ne de bürokratlardır. O makamların gerçek sahibi bu milletin çocuklarıdır. Kenan Kaya'nın hikâyesinden alınacak ders vardır. Recai Akçıl döneminden sorulacak hesap niteliğinde sorular vardır. Hakan Çınar'ın önünde ise hâlâ değerlendirilebilecek bir fırsat vardır.
Bir yıl sonra yeniden konuşacağız. O gün isimleri değil, rakamları konuşmak istiyoruz. Mazeretleri değil, başarıları konuşmak istiyoruz. Ve bütün samimiyetimizle Hakan Çınar'a şimdiden söyleyelim: Bizi yanıltın. Çocukların ikbalini her türlü kişisel ve siyasi ikbal hesabının önüne koyun. Pasinler'i eğitimde hak ettiği yere taşıyın. O gün geldiğinde eleştirdiğimiz kadar güçlü bir şekilde hakkınızı teslim etmekten de çekinmeyeceğiz. Çünkü bizim meselemiz bir müdürü yüceltmek veya diğerini küçültmek değildir. Bizim meselemiz Pasinler'dir. Bizim meselemiz eğitimdir. Bizim meselemiz çocuklarımızın geleceğidir.