01.11.2026Pasinler☼
Pasin Ovası · Erzurum · TürkiyeYerel habercilikte hızlı, anlaşılır ve güvenilir yayın
Pasinlerin Sesi
Tarihin İzindeDadaşın Sesi
◖ SON GELİŞMELER
TÜMÜ →
Ana Sayfa › Köşe Yazıları
REKLAM · HABER DETAY ÜST
· Köşe Yazıları ·

Âşık Reyhani’yi Yabancılar Değil, Kendi Dalı Kırdı!

Âşık Reyhani’yi Yabancılar Değil, Kendi Dalı Kırdı!
◷ 3 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi

Bir halk ozanını bazen düşmanlık değil, vefasızlık yaralar. Reyhani’nin yıllardır hafızalardan silinmeyen dizeleri, insanın en derin yarayı neden kendi bildiklerinden aldığını düşündürüyor. Reyhani’yi Yabancılar Değil, Kendi Dalı Kırdı!

REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI

Bir halk ozanını bazen yoksulluk değil, anlaşılmamak; düşmanlık değil, vefasızlık tüketir.

Erzurumlu Âşık Reyhani’nin dizelerinde saklı asıl soru şu: Bir memleket, kendi değerini yaşarken neden göremez de öldükten sonra baş tacı eder?

“Reyhani’yim darılmazdım, Her ağaca sarılmazdım, Balta değse kırılmazdım, Kendi dalım kırdı beni…”

Dört dize…

Ama içinde bir ömürlük sitem var.

Âşık Reyhani’nin bu sözlerini okurken insanın aklına ilk gelen soru, kimin onu kırdığıdır. Oysa belki de asıl soru bu değildir.

Asıl soru şudur: Bir insanı, kendi insanından gördüğü hangi davranış, yabancının baltasından daha fazla yaralayabilir?

Çünkü yabancıdan gelen darbeye hazırlanırsınız. Düşmanınızı tanırsınız. Mesafenizi korursunuz.

Ama kendi dalınıza güveniyorsanız…

İşte orada savunmasızsınızdır.

Âşık Reyhani’nin şiirindeki acı, tam da bu noktada büyüyor. Bir ağacın dalı, kendisine yaslananı taşımak için vardır. Dal kırıldığında yalnızca ağaçtan bir parça kopmaz; ona güvenenin de dayanağı kaybolur.

Peki, Reyhani’nin dalı kimdi?

Memleketi mi? İnsanları mı? Sanatını anlamayanlar mı? Yoksa değerini bildiği hâlde ona hak ettiği karşılığı vermeyen bir düzen mi?

Bu soruların yanıtını vermek kolay. Fakat asıl mesele, bir halk ozanının kişisel kırgınlığını aşan toplumsal gerçeği görebilmek.

Çünkü bu ülkede değerli insanları yaşarken anlamamak, sonradan onları övgülere boğmak yabancı olduğumuz bir durum değil.

Yaşarken eleştiririz.

Yaşarken görmezden geliriz.

Yaşarken sesini duymayız.

Sonra bir gün o ses sustuğunda, dizelerini duvarlara yazar, sözlerini kürsülerden tekrar ederiz.

Ve kendimizi vefalı bir toplum sanırız.

Oysa vefa, bir insanın ardından güzel sözler söylemekten önce, o insan hayattayken yanında durabilmektir.

Âşık Reyhani’nin şiirine bu açıdan bakıldığında, mesele yalnızca bir ozanın kırgınlığı değildir. Mesele, toplumun kendi değerleriyle kurduğu ilişkinin sorgulanmasıdır.

Üstelik Reyhani, sesini duyurabilmiş bir ozandı. Şiirleri yayımlandı, eserleri okurlara ulaştı; ABD’deki Michigan Üniversitesinde katıldığı bir konferansın ardından kendisine fahri öğretmenlik unvanı verildiği de aktarıldı.

Demek ki onun sesini duyanlar vardı.

Öyleyse insanı düşündüren soru şudur: Uzaklarda takdir görmek, insanın kendi çevresindeki kırgınlığını gidermeye yeter mi?

Elbette yetmez.

Çünkü insan yalnızca tanınmak istemez. Anlaşılmak, değer görmek ve güvendiği insanlardan vefa beklemek de ister.

Asıl mesele de burada başlıyor.

Belki de Reyhani’yi kıran şey, insanların onu hiç anlamaması değildi. Belki asıl acı, anlaşılmayı beklediği insanlardan beklediği karşılığı alamamaktı.

Bunun somut nedenlerini bilmeden onun adına ahkâm kesmek yanlış olur. Ancak dizelerinin taşıdığı sitemi görmezden de gelemeyiz.

Çünkü bazen bir şiir, sahibinin yaşadığı olayları tek tek anlatmaz; ama insanın içine çöken duyguyu yıllar boyunca yaşatır.

“Balta değse kırılmazdım, kendi dalım kırdı beni.”

Bu dizeyi yalnızca Reyhani’nin hikâyesi olarak okursak eksik kalırız.

Onu, kendi sanatçısını, düşünürünü, yazarını ve ozanını yaşarken ne kadar görebildiğini sorgulamayan bir toplumun aynası olarak okursak mesele değişir.

Belki de kendimize sormamız gereken soru şudur:

Biz gerçekten değerlerimize sahip çıkıyor muyuz, yoksa onları ancak kaybettikten sonra mı değerli buluyoruz?

Çünkü bir memleketin gerçek zenginliği, yetiştirdiği insanları kaç yıl sonra hatırladığıyla değil, onlar hayattayken ne kadar anladığıyla ölçülür.

Âşık Reyhani’nin kırgınlığı bize bunu hatırlatıyor.

Ve bazen insanı en çok yaralayan şey, kendisine vurulan balta değil, o baltanın kendi ağacından çıkmasıdır.

 


OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.
Hakaret, tehdit, kişisel veri ve spam içeren yorumlar yayımlanmaz.
Bu habere henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz bırakabilirsiniz.

İlgili Haberler

Aynı kategori veya bölgeden