Belediyecilik Sadece Yol ve Kaldırım Değildir

◷ 3 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi
Bir ilçenin geleceği yalnızca dökülen asfaltla değil; sahip olduğu değerleri ekonomiye, istihdama ve kalıcı yatırıma dönüştürebilme kapasitesiyle de şekillenir. Hikmet Ergün, Pasinler’in geçmişinden bugüne belediyecilik anlayışını ve ilçenin değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini ele alıyor.
REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Pasinler’i konuşurken zaman zaman geçmişe dönüyoruz.
“Eskiden Hasankale daha canlıydı” diyoruz.
Peki gerçekten ne değişti?
Sadece zaman mı geçti, nüfus mu değişti, insanların alışkanlıkları mı farklılaştı?
Bence mesele bundan çok daha büyük.
Çünkü 1980’li yılların Pasinler’ine baktığımızda, bugün nostalji olarak anlattığımız birçok şeyin aslında ilçenin ekonomik hayatının bir parçası olduğunu görüyoruz.
Belediyenin kiraya verdiği dükkânları vardı.
Belediyenin otobüsleri vardı. Hasankale-Erzurum arasında insan taşıyor, ilçenin şehirle bağlantısını güçlendiriyordu.
Festivaller yapılırdı.
Kaplıcalar ve mesire yerleri yaz aylarında insanlarla, çadırlarla dolardı.
Pasinler’in yaz nüfusunun bugünle kıyaslanamayacak kadar hareketlendiğini anlatan insanlar hâlâ aramızda.
Bunların hepsi tek başına bir anlam ifade etmeyebilir.
Ama hepsini yan yana koyduğunuzda ortaya başka bir tablo çıkıyor:
Belediye sadece hizmet yapan bir kurum değil, ilçenin ekonomik ve sosyal hayatının içinde olan bir kurumdu.
İşte bugün asıl konuşmamız gereken mesele de burada başlıyor.
Belediyecilik sadece yol yapmak, kaldırım döşemek, park yapmak değildir.
Bunlar elbette belediyenin görevleridir.
Ama belediye başkanlığı bundan çok daha büyük bir sorumluluktur.
Bir belediye, yönettiği ilçenin ekonomik değerlerini bilmeli.
Nesi var, nesi yok bilmeli.
Hangi imkânı nasıl değerlendirebileceğini düşünmeli.
Kaplıcası varsa kaplıcasını, mesire alanı varsa mesire alanını, tarihi varsa tarihini, tarımı varsa tarımını, ticareti varsa ticaretini ilçenin ekonomik gücüne dönüştürmenin yollarını aramalı.
Çünkü belediyenin görevi yalnızca bugünü yönetmek değildir.
Yarını da hazırlamaktır.
Burada ister istemez liyakat meselesine geliyoruz.
Çünkü iyi niyet tek başına belediyecilik yapmaya yetmez.
Bir ilçeyi yönetmek; ekonomik hesabı bilmeyi, kaynak yaratmayı, proje üretmeyi, doğru insanlarla çalışmayı ve gerektiğinde yıllar sonrasını düşünmeyi gerektirir.
Bir belediye, elindeki imkânları doğru değerlendiremiyorsa yalnızca bugünkü fırsatı kaçırmaz.
Gelecek nesillerin fırsatlarını da tüketebilir.
Benim derdim “Eskiden her şey daha güzeldi” demek değil.
Tam tersine…
Geçmişte doğru yapılan ne varsa onu anlamamız gerekiyor.
Çünkü geçmişe bakmak, geçmişte yaşamak değildir.
Geçmişten ders çıkarmaktır.
Bugün Pasinler’in önünde hâlâ önemli değerler var.
Kaplıcalarımız var.
Tarihi mirasımız var.
Doğal güzelliklerimiz var.
Tarım ve hayvancılık potansiyelimiz var.
Erzurum’a olan yakınlığımız var.
Ve en önemlisi, hâlâ bu ilçeye gönül veren insanlar var.
O zaman soruyu açıkça sormamız gerekiyor:
Biz bütün bu değerleri yeterince değerlendirebiliyor muyuz?
Eğer değerlendiremiyorsak sorun yalnızca para meselesi midir?
Yoksa biraz da belediyecilik anlayışımızı sorgulamamız mı gerekiyor?
Çünkü sorumlu belediyecilik, “Bütçem bu kadar, yapacak bir şey yok” demekle bitmez.
Tam tersine, “Elimde ne var ve bundan daha fazlasını nasıl üretebilirim?” diye sormakla başlar.
Pasinler’in ihtiyacı belki de tam olarak budur.
Geçmişi anlatmak değil.
Geçmişteki hareketliliğin hangi anlayıştan doğduğunu anlamak ve bugünün şartlarında yeniden üretmek.
Kişiler değişir.
Başkanlar değişir.
Meclisler değişir.
Dönemler değişir.
Ama bir gerçek değişmez:
Bir ilçenin kaderi, o ilçeyi yönetenlerin sorumluluk anlayışından bağımsız değildir.
Ve artık Pasinler’de belediyeciliği yalnızca yapılan kaldırımın, dökülen asfaltın veya dikilen ağacın üzerinden değil;
üretilen değer, oluşturulan gelir, yaratılan istihdam ve ilçenin geleceğine bırakılan miras üzerinden de konuşmamız gerekiyor.
Çünkü belediyecilik sadece yol ve kaldırım değildir.
Belediyecilik, bir şehrin geleceğini yönetme sorumluluğudur.
Kaleme alan: Hikmet Ergün