02.11.2026Pasinler☼
Pasin Ovası · Erzurum · TürkiyeYerel habercilikte hızlı, anlaşılır ve güvenilir yayın
Pasinlerin Sesi
Tarihin İzindeDadaşın Sesi
◖ SON GELİŞMELER
TÜMÜ →
Ana Sayfa › Köşe Yazıları
REKLAM · HABER DETAY ÜST
· Köşe Yazıları ·

HASANKALE’NİN TARİHİ, SİZİN ŞAHSİ SAHNENİZ DEĞİLDİR!

HASANKALE’NİN TARİHİ, SİZİN ŞAHSİ SAHNENİZ DEĞİLDİR!
◷ 5 dk okuma◉ 0 görüntülenmePasinlerin Sesi Haber Merkezi

Bir memleketin geçmişini bilmeden onun adına konuşmak, hizmet değil cürettir. Hasankale’nin ihtiyacı, tarihinin önünde poz verenler değil; o tarihin karşısında sorumluluk duyanlardır.

REKLAM · HABER İÇERİĞİ ARASI
Nef’î’nin Torunu Hasankale’nin tarihini anlatmaya hevesli insan çok. Okumaya hevesli olanı arıyoruz. Geçmişiyle övünen çok. O geçmişin sorumluluğunu taşıyanı arıyoruz. Mikrofon bulundu mu herkes tarihçi; fotoğraf makinesi göründü mü herkes kültür elçisi! Ne var ki mikrofon bilgi vermiyor. Makam ehliyet kazandırmıyor. Alkış da yanlış bir cümleyi doğruya çevirmiyor. Bir kürsünün arkasına geçmekle geçmişin sahibi olunmaz. Hasankale’nin tarihi, kendisine unvan arayanların kartvizitine sığmayacak kadar büyüktür. Bu büyüklüğün karşısında insanın önce sesini değil, bilgisini yoklaması gerekir. KAVUĞU BULMAKLA NEF’Î OLUNMAZ Tarihten söz etmekle tarih bilmek aynı şey değildir. Nasıl ki eline kalem alan herkes şair olamıyorsa, bir tarihî yapının önünde konuşan herkes de kültürel mirasın sözcüsü olamaz. Kavuğu bulmakla Nef’î olunmaz. Taşı göstermekle geçmiş anlatılmaz. Bir yerin adını ezberlemek, onun hafızasına nüfuz etmek değildir. Üstelik bilgisizliğin en yorucu hâli, kendisini bilgi sananıdır. Öğrenmeye niyeti olmayıp öğretmeye kalkışanıdır. Kaynak sorulduğunda öfkelenen, yöntem sorulduğunda makamını hatırlatanıdır. Bir memleketin tarihini böyle bir anlayışa teslim ederseniz, sonunda tarih konuşulmaz; tarih adına konuşanların kendileri konuşulur. Eser geriye çekilir, şahıs öne çıkar. Geçmiş küçülür, kartvizit büyür. Sonra da buna hizmet denir! EMANETE SADAKATİN ÖLÇÜSÜ FOTOĞRAF DEĞİLDİR Bir tarihî eserin önünde durmak kolaydır. O eserin neye ihtiyacı olduğunu anlamak zordur. Bir anma gününde nutuk atmak kolaydır. O günün ardından kullanılabilecek bir arşiv, güvenilir bir yayın, sürdürülebilir bir çalışma bırakmak zordur. Kolay olanı yapıp zor olanın itibarını istemek ise pek rahat bir alışkanlıktır. Fakat biz rahatınızı konuşmuyoruz. Hasankale’nin yarınını konuşuyoruz. Bugün yapılan bir yanlışın, yarın doğru bilgi diye çocuklarımızın önüne konulması ihtimalini konuşuyoruz. Bugün kayda geçirilmeyen bir hatıranın, yarın sahibinin ardından sonsuza kadar susmasını konuşuyoruz. Bunun karşısında birkaç güzel fotoğrafın ne hükmü vardır? KENDİNİZİ ANLATMAKTAN MEMLEKETE SIRA GELMİYORSA… Bir kültür çalışmasının sonunda en çok kimin adı hatırlanıyor? Eserin mi? Araştırmacının mı? Yoksa protokol sırasının mı? Bir programın duyurusunda isimlere ayrılan yer, içeriğe ayrılan yeri geçiyorsa orada durup düşünmek gerekir. Tarih adına yapılan işin merkezine sürekli kendinizi koyuyorsanız, geçmişi görünür kılmıyorsunuz; geçmişin görünürlüğünden kendinize pay çıkarıyorsunuz. Hasankale sizin arka fonunuz değildir. Kalesi dekorunuz, hafızası reklam alanınız değildir. Bu memleketin asırlara yayılan hikâyesi, sizin birkaç yıllık görev sürenizi parlatmak için beklemiyor. Siz geçeceksiniz. O taş kalacak. Mesele, arkanızda o taşa dair ne bıraktığınızdır. BİLMİYORSANIZ ÖĞRENİN; BİLENİ SUSTURMAYIN Herkes her şeyi bilmek zorunda değildir. Bir yönetici tarihçi olmayabilir. Bir organizatör arşivci olmayabilir. Bir yerel temsilci koruma uzmanı olmayabilir. Bunda utanılacak bir şey yoktur. Utanılacak olan, eksikliği gidermek yerine eksikliği ölçü hâline getirmektir. Kendi bilginizin yetmediği yerde uzmanlığı gereksiz saymaktır. Sorunu çözemediğiniz yerde soruyu soranı sorun ilan etmektir. Bir insanın yeterliliği bazen verdiği cevapta değil, kime danışacağını bilmesinde ortaya çıkar. “Bilen kim?” diye soramayanın, “Bu işi ben yaparım” diye öne atılması hizmet cesareti değildir. Emanet karşısında ölçüsüzlüktür. Hasankale’nin tarihinin böyle bir özgüven gösterisine ihtiyacı yoktur. Belgeye ihtiyacı vardır. Yönteme ihtiyacı vardır. İşini bilen, bilmediğini de saklamayan insanlara ihtiyacı vardır. TARİHE SAYGI, HOŞUNUZA GİDENİ TEKRARLAMAK DEĞİLDİR Her güzel hikâye doğru değildir. Her eski anlatı belge değildir. Her yüksek ses de hakikat değildir. Bir iddiayı sırf memleketimizi övüyor diye sorgulamadan sahiplenemeyiz. Çünkü Hasankale’nin kıymetini artırmak için gerçeği eğip bükmeye ihtiyacımız yoktur. Tarihi süslemeye kalkarken itibarı aşındırmayın. Bilmediğiniz ayrıntının üzerine kesinlik elbisesi giydirmeyin. Rivayeti rivayet olarak anlatın. Tanıklığı tanıklık olarak kaydedin. Belgenin söylediğiyle sizin söylemesini istediğiniz şeyi birbirine karıştırmayın. Geçmiş, bugünkü heveslerinize göre yeniden yazılacak bir müsvedde değildir. BİR GÜNLÜK TÖRENLE ASIRLIK VAZİFE ÖDENMEZ Program bitti. Sandalyeler toplandı. Konuşmalar yapıldı. Fotoğraflar paylaşıldı. Peki sonra? İşte işin hesabı orada başlar. Ne öğrendik? Neyi kayda geçirdik? Hangi eksikliği giderdik? Bir sonraki çalışmaya hangi birikimi bıraktık? Bu sorulara cevap veremeyen bir faaliyetin gürültüsü büyük olabilir; mirası küçük kalır. Bir ilçenin kültür hayatı, her yıl aynı cümlelerin yeniden ısıtıldığı bir kürsüye mahkûm edilemez. Geçen yılın konuşmasını bu yılın tarihine çevirmek, çalışma değildir. Takvim yenilenir; bilgi yerinde sayar. Hasankale’nin beklediği bu mudur? MAKAMINIZ VARSA SORUMLULUĞUNUZ DA VARDIR Ortak miras üzerinde söz sahibi olmak isteyen, ortak denetime de açık olacaktır. Hangi kaynağı kullandınız? Kimlerden görüş aldınız? Neden bu yöntemi seçtiniz? Çalışmanın devamını nasıl sağlayacaksınız? Sorular bunlar. Cevap yerine alınmak, gerekçe yerine unvan göstermek, eleştiri yerine düşmanlık görmek hiçbirini ortadan kaldırmaz. Vatandaşın soru sorması için sizin izninize ihtiyacı yoktur. Bir memleketin tarihine ilişkin kararlar, birkaç kişinin birbirini tebrik ettiği kapalı bir dairede kalamaz. Alkışlayanların sayısı, yapılan işin doğruluğuna delil değildir. Bazen bir tek ciddi soru, bir salon dolusu alkıştan daha faydalıdır. HASANKALE’NİN HAFIZASI, HATIR GÖNÜL İŞİNE BIRAKILAMAZ “Kırılmasın.” “Gücenmesin.” “Bizdendir.” “Hevesi var.” İyi de memleketin hakkı ne olacak? Bir kişinin gönlü incinmesin diye ortak mirasın ölçüsü düşürülemez. Yakınlık liyakat belgesi değildir. Heves uzmanlık diploması değildir. İyi geçinmek de iyi iş yapmakla aynı anlama gelmez. Tarihî mirasa ilişkin görev dağılımında ilk ölçü dostluk olursa, bedelini dost meclisi ödemez. Hasankale öder. Çocuklarımız öder. Geri getiremeyeceğimiz zaman öder. BU MEMLEKETE BORCUNUZ, KENDİNİZDEN BÜYÜKTÜR Kimse Hasankale’nin geçmişine sahip olduğu için büyük değildir. O geçmişe hakkıyla hizmet edebildiği ölçüde kıymetlidir. Aradaki farkı unutmayın. Tarih sizinle başlamadı. Sizinle de bitmeyecek. Ama sizin döneminizde korunmayan bir belge, kaydedilmeyen bir tanıklık, yanlış anlatılan bir hikâye gelecek kuşakların önüne eksiklik olarak çıkabilir. Bu yüzden sizden gösteri beklemiyoruz. İş bekliyoruz. Kaynağı belli bilgi, erişilebilir arşiv, uzmanlığa dayanan çalışma, sürekliliği olan bir sorumluluk bekliyoruz. Ve bunları istemek için kimseye minnet borcumuz yok. Çünkü talep ettiğimiz, şahsi bir lütuf değildir. Memleketin hakkıdır. Hasankale’nin tarihini ehliyetsiz ellere emanet etmeye itirazımız bundandır. Birilerinin kendisini önemli hissetmesi uğruna, bu memleketin geçmişini önemsizleştiremeyiz. Hasankale’nin tarihini omuzlayamıyorsanız, hiç değilse önünden çekilin. Bilen çalışsın. Ehil olan sorumluluk alsın. Ortaya eser koyan konuşsun. Çünkü tarih, makamınıza hürmet edip susacak değildir. "Hasankalenin Tarihi Köre Topala Emanet Edilmeyecek Kadar Değerlidir"
OKUR GÖRÜŞLERİ

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.
Hakaret, tehdit, kişisel veri ve spam içeren yorumlar yayımlanmaz.
Bu habere henüz yayımlanmış yorum yok. İlk görüşü siz bırakabilirsiniz.

İlgili Haberler

Aynı kategori veya bölgeden